hayatım artık varlığından bile emin olmadığım bir adamın özlemiyle, belki de daha çok yokluğundan korkacak olmanın verdiği ekstra bir huzursuzlukla şekilleniyor. belki de ilk kez birinin ölümünden tedirgin oluyorum. yine de nihayet ruhumun fermuarını çekebileceğim zamanı beklemekten başka yapabileceğim hiçbir şey yok. ancak o zaman su eksik denkleme hayat verebileceğim belki de okuduklarımı tamamladığım gibi..
bir beklentim yok çünkü mutlu olmayacağız. o tren geçmedi, gelmeyecek. nefis ile yönetilen iyi varlığın mutlu olabilme gibi bir ihtimali de yok. hepsinin canı cehenneme dedim ya, burada da geçerli o. birkaç hüzünlü kelime, öpücükler, sıcak bir birleşme.. soğumaya engel değil. soğuma değil bu, boşluğa düşmeye engel değil daha doğru olurdu. çok sevineceğim bir yanılma olsa dahi benim fermuarı çekilmiş olmasına rağmen kan sızdıran ruhum her zaman araya girecektir.
deli gibi istememe rağmen her zaman uzak olacağım, en yakın olduğum anda dahi aramızda onlarca daha ayak basılmamış ıslak topraklar olacak.
üzüleceksin adam, gör bunu.
İlişkiye başladığınızda sevinçten size sımsıkı sarılan O’na ve sana gelip “Birbirinizi üzerseniz ağzınıza sıçarım” diyen insanın,siz ayrılınca bıkbıkbık konuşması,sosyal ağlar üzerinden laf sokması ne kadar garip,değil mi?
Yapmayın.
Sevgilinizi arkadaş ortamınızdan seçmeyin.
Benim ağzım ilk kez yanmıyor bu konuda. Daha önce de erkek arkadaşımı kardeşim dediğim adamla tanıştırmıştım ve o kardeşim dediğim adam ertesi gün yanıma gelip “Ben artık erkek tarafıyım” demişti. Şaka sandım. Salağım çünkü. Fakat daha sonra o kardeşim dediğim adamın bütün adımlarından anladım ne kadar ciddi olduğunu.
Yemin ettim kendime. Bir daha asla dedim. Ağzımı sikseydim de,asla demeseydim. Büyük konuştum,büyük bir çukur bıraktım ardımda. Malum dünya yuvarlak,dönüp dolaşıp o çukura düştüm.
Sütten ağzım yandı sonuçta ama ben yine de yoğurdu kaşıklayarak yemeyi tercih ettim. Tekrar ediyorum;salağım çünkü.
Bitti.Bu sefer bitti. Önceden de ayrılmıştık bir kere. Ne ağıtlar yaktım o ayrılığın üzerine,ne kadar çok hıçkırdım yastığıma kapanıp,belki de dashbordunuzu siktim boş yere.Yazdım.
Gözyaşlarımın bana anlattığı her kelimeyi yazdım. Betimledim ayrılığı. Acının benim için ne demek olduğunu,sadece 3 harften ibaret olmadığını anlatmaya çalıştım. Çok yazdım ben o ayrılığın üzerine. Çok konuştum. Bir tanıdık,O nasıl? diye sorsa gözlerim dolu dolu,kırık bir tebessümle anlattım.
Ama bu sefer kendime söz verdim. Yazmayacağım. Konuşmayacağım. Çünkü görüyorum ki yazmak ya da konuşmak yaraya merhem olmuyor. Neredeyse kan kaybından öleceğim,o kanı durdurmuyor. Bugünden sonra hayat nasıl devam edecek en ufak bir fikrim yok. Şimdi önümdeki yol sisli. Ya tam çarpacakken görebileceğim önümdeki kayayı ya da güneş doğacak dünyama ve ben yine göreceğim umudu.
Ama seni affetmeyeceğim.
Söz veriyorum ki affetmeyeceğim.
Kim 2. bir şansı iyi değerlendirmiş ki,biz değerlendirelim değil mi? 1kere ayrılık girdi mi ilişkiye,beyin ölümü gerçekleşir derler. Ne diye makinalara bağlı,oksijeni bile dışardan alabilen bir ilişkinin yürüyeceğini hatta koşacağını düşündük ki?
Yanlış yaptık.
En sağlam yerinden koptuğunda,sanki çok becerikli insanlarmış gibi “tekrar” demeyecektik. Attığın 2 mesaj var bugün. Beni sikseler,unutmayacağım. Klasöre kaydettim. Telefonumda yalnızca o 2 mesaj var. Açıp açıp okuyorum. Emin ol,gözyaşlarım beni biraz daha güçlü kılıyor. Şuanda ben,öldürdüğüm her hayalimle seni de yok etmeye çalışıyorum. Kim bilir,belki sensiz geçirdiğim hergün için bir çığlık atarım. Belki de gidişinin üzerinden kaç çığlık attığım umurumda olmaz. Yol ayrımında unutulan hayallerimle beraber yavaş yavaş öldüğünü,nefes almadığını biliyorum.
Şuanda,başrolünü oynadığın ölü hayallerimle morgda olabilirsin ya da ruhu satılık herhangi bir kızın koynunda. Ne fark eder?
Şimdi,önce kendime ve siz yaklaşık 700 kişiye söz veriyorum;
Bu ayrılığın üzerine,bunun dışında hiçbir şey yazmayacağım.
873 fotoğraftan oluşan video,izleyin!